<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>JADA 2024, Vol 2, No 2</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6944</link>
<description>JADA 2024, Vol 2, No 2 koleksiyonunu içerir.</description>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 12:32:16 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-15T12:32:16Z</dc:date>
<item>
<title>İstanbul’da faal olan Osmanlı kahvehanelerinde iç mekân tefriş ve dekorasyonu</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6948</link>
<description>İstanbul’da faal olan Osmanlı kahvehanelerinde iç mekân tefriş ve dekorasyonu
Gezen, Amil Faruk; Erdemonar,  Muhammed Said
Bir sosyalleşme mekânı olarak kahvehaneler, Osmanlı İmparatorluğu döneminden beri Türkiye'nin sosyal ve kültürel hayatında önemli bir yere sahiptir. İmparatorluğa 470 yıl boyunca payitaht olmuş İstanbul ise, bu kahvehanelerin zengin tarihini ve geleneklerini yansıtan birçok mekâna ev sahipliği yapmış bir şehirdir. Ancak, 1500’lü yıllardan 1900’lü yılların başlarına kadar faaliyetlerine devam eden Osmanlı kahvehaneleri bu tarihlerden itibaren değişen sosyal hayatın etkileriyle giderek kapanmaya başlamış ve yerini daha çok gazino, pastane, çay bahçesi gibi mekânlara bırakmış, günümüzde ise yerini modern cafe mekânları almıştır. Bu değişim dolayısıyla şehir kültürünün ve mimari mirasın önemli bir bileşeni olan kahvehanelerin iç mekân tasarımları kentsel hafızadan silinmeye yüz tutmuş bir olgudur. Bu çalışmada, İstanbul'da Osmanlı döneminden günümüze faaliyetine devam eden kahvehanelerin tarihsel süreçle birlikte iç mekân tefriş ve dekorasyon tasarımlarındaki değişimlerin tespiti amaçlanmıştır. Yapılan incelemelerde; literatür taramasıyla paralel olarak alan araştırmaları ve yerinde gözlemler gerçekleştirilmiştir. Literatürden elde edilen geçmişe yönelik bilgiler, mekân işletmecileriyle yapılan görüşmelerden alınan bilgilerle desteklenmiş ve yerinde gözlemlerden elde edilen günümüz verileriyle karşılaştırılarak bir değişim incelemesi ve durum tespiti yapılmıştır. Araştırma sonucunda, incelenen on iki adet kahvehanede dekorasyonun ana unsurlarını oluşturan mobilyalar ve klasik düzeni devam ettiren mekân biçimlenişiyle dönem özelliklerini en iyi koruyan mekânların Kadırga Havuzlu Kahve, Pierre Loti Kahvehanesi ve Kanlıca İsmailağa Kahvesi olduğu görülmüştür.; As a place of socialization, coffeehouses have played an important role in the social and cultural life of Turkey since the Ottoman Empire. Istanbul, the capital of the Empire for 470 years, is home to many places that reflect the rich history and traditions of these coffeehouses. However, the Ottoman coffeehouses, which continued their activities from the 1500s until the early 1900s, gradually began to close down due to the effects of the changing social life and were replaced by places such as casinos, patisseries, tea gardens, and today they are replaced by modern cafes. Due to this change, the interior designs of coffeehouses, which are an important component of urban culture and architectural heritage, are a phenomenon that is about to be erased from urban memory. In this study, it is aimed to determine the changes in the interior furnishing and decoration designs of the coffeehouses that continue to operate in Istanbul from the Ottoman period to the present day. Field researches and on-site observations were carried out in parallel with the literature review. The information on the past obtained from the literature was supported by the information obtained from the interviews with the venue operators and compared with today's data obtained from on-site observations, and a change analysis and situation determination was made. As a result of the research, it was observed that Kadırga Havuzlu Kahve, Pierre Loti Kahvehanesi and Kanlıca İsmailağa Kahvehanesi are the places that best preserve the period characteristics with the furniture that constitutes the main elements of decoration and the space formatting that continues the classical order in the twelve coffeehouses examined.
</description>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6948</guid>
<dc:date>2025-07-25T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Michel Foucault’nun “Öznel” ve “Yeni” kavramları ışığında “Las Meninas” ve “Narcissus”a bakış</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6947</link>
<description>Michel Foucault’nun “Öznel” ve “Yeni” kavramları ışığında “Las Meninas” ve “Narcissus”a bakış
Karakaya, Deniz
Bu araştırmada, Michel Foucault’nun felsefesinde, özne ve iktidar ilişkileri ekseninde, öznel deneyimin hâkim söylem aracılığıyla kurularak bireyi tanımlaması ve özgürlüğü sınırlandırması olgusu ele alınmıştır. Foucault’nun, insanın, siyasi boyutları ile tarihsel olarak dayatılan kimliklerden sıyrılarak özgürlüğünü geri kazanabilmesi için önerdiği; karşı özneleşme ile yeni söylemler inşa etme ve yeni öznellikler kurma düşüncesi incelenmiştir. Bu bağlamda, resmedildiği çağda bir söylem değişikliğine neden olan, Foucault’nun da hakkında yazdığı Diego Velázquez’in Las Meninas eserinin, Pablo Picasso ve Salvador Dalí tarafından yeniden üretilmeleri, betimsel ve yoruma dayalı bir yaklaşımla çözümlenmiştir. Araştırmada, klasikleşmiş bir sanat eseri olan Las Meninas’ın, yorumlandığı çağın sanat anlayışının söylemi doğrultusunda yeniden kurularak; karşı özneleşmesini ve yeni bir öznellik sürecini nasıl gerçekleştirdiğinin, Foucault’nun felsefesine dayanan teorik çerçevede ilişkilendirilmesi amaçlanmıştır.; This study examines the phenomenon in Michel Foucault’s philosophy whereby subjective experience is constructed through dominant discourse, defining the individual and restricting their freedom within the framework of subject and power relations. It explores Foucault’s proposition that individuals can reclaim their freedom by shedding historically imposed political identities through the practice of counter-subjectivation and the construction of new discourses and subjectivities. In this context, Diego Velázquez’s Las Meninas—a painting that initiated a discursive shift in its era and was analyzed by Foucault himself—is interpreted through descriptive and analytical approaches in its reappropriations by Pablo Picasso and Salvador Dalí. This study aims to explore how the canonical artwork Las Meninas, through its reconstruction within the discursive framework of the artistic paradigm of its interpretive era, enacts a process of counter-subjectivation and the formation of a new mode of subjectivity—analyzed in relation to the theoretical framework of Michel Foucault’s philosophy.
</description>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6947</guid>
<dc:date>2025-07-25T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>A timeless medium in the history of animation: flipbook</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6946</link>
<description>A timeless medium in the history of animation: flipbook
Bingöl, Hami Onur
The history of animation, predating both photography and cinema, remains a captivating area of research. Since ancient times, humans have aimed to create the illusion of motion by fixing light on a surface and reproducing sequential images. This study, grounded in an interpretive paradigm, examines the role of flipbooks in the evolution of animation. As one of the earliest forms of visual storytelling, flipbooks generate motion through the rapid flipping of sequential images and continue to exist today. The findings, presented in the conclusion, indicate that flipbooks laid the groundwork for modern animation and cinematic experiences. Today, flipbooks serve various purposes in fields such as education, marketing, and entertainment. This research traces their origins from 19th-century mechanical devices—often referred to as “philosophical toys”—to their presence in the digital media age. By exploring their historical development, the study highlights the lasting influence of the flipbook technique. Despite the rapid advancements in animation technology, the core principles of flipbook design remain relevant. They continue to inspire creativity and support storytelling across multiple disciplines. It would be correct to describe flipbooks not only as an important part of animation history, but also as an animation form that continues to evolve and adapt to current media and learning contexts.; Fotoğraf ve sinemanın tarihinden daha eskilere uzanan animasyon tarihi, bu yönü ile ilgi çeken araştırma alanlarından birisi olarak karşımızda durmaktadır. Sapiensin ışığı bir yüzey üzerinde sabit tutarak görüntülere hareket izlenimi verme çabası sürekli var olmuştur. Araştırma yönteminde, yorumlayıcı paradigma yöntemi benimsenmiş ve bu yöntem sonucunda ulaşılan veriler sonuç kısmında betimlenmiştir. Bu araştırma, Flipbookların animasyonun evrimsel sürecinde bir medyum olarak konumunu araştırmaktadır. İzleyiciye görsel bir öykü anlatımının en eski formlarından biri olarak, varlığını günümüzde halen sürdüren Flipbooklar, eklektik görüntülerin hızla çevrilmesi sayesinde hareket illüzyonu yaratmaktadır. Flipbookların animasyonun modern zamanları ve sinematik deneyimler için temel oluşturduğu gözlemlenmiştir. Flipbooklar günümüzde eğitim-öğretim, pazarlama ve eğlence gibi farklı alanlarda, farklı amaçlara cevap verebilen bir animasyon formudur. Bu araştırma, Flipbookların kökenlerini 19. yüzyılda üretilen erken mekanik cihazlardan (felsefi oyuncaklardan) çağdaş dijital medya dönemine olan entegrasyonuna kadar izleyerek, tekniğin tarihsel perspektiflerini ele alır ve medyuma ilişkin kalıcı etkileri sergilemeye çalışır. Sonuç olarak (animasyon disiplininin yanı sıra, her alanda gerçekleşen) teknolojik ilerlemelere karşın, Flipbook tasarımının temel ilkelerinin eskimediği gözlemlenmiştir. Flipbooklar modern animasyonların yanında, farklı disiplinlerde de yaratıcılığı ve hikâye anlatımını destekleyerek fayda sağlamaktadır. Flipbookları yalnızca animasyon tarihinin önemli bir parçası olarak değil, aynı zamanda evrimleşmeye ve güncel medya ve öğrenme bağlamlarına uyum sağlamaya devam eden bir animasyon formu olarak tanımlamak doğru olacaktır.
</description>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6946</guid>
<dc:date>2025-07-25T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Socialist urban legacies and contemporary morphologies: historical analysis of urban transformation in Eastern Skopje</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6945</link>
<description>Socialist urban legacies and contemporary morphologies: historical analysis of urban transformation in Eastern Skopje
Alaçam, Cemal Mert
This article examines the spatial and institutional transformation of Eastern Skopje, with a focus on Aerodrom Municipality, in the context of post-socialist urban change. Drawing on archival plans, policy documents, and spatial analysis, the study explores how socialist-era planning principles—such as standardized housing typologies, micro district-based zoning, and collective infrastructure—continue to shape the city’s urban morphology. Framed through the urban mosaic approach, the research highlights the enduring influence of path dependency and institutional fragmentation. Findings show that despite attempts at modernization through liberal planning instruments and visual upgrades, post-socialist interventions often exacerbate spatial fragmentation and overlook structural legacies. The study contributes to critical urban theory by offering a historically grounded analysis of transformation in transitional urban contexts and calls for a planning paradigm that integrates inherited spatial structures with contemporary governance challenges.; Bu makale, sosyalizm sonrası kentsel değişim bağlamında Aerodrom Belediyesi'ne odaklanarak Doğu Üsküp'ün mekânsal ve kurumsal dönüşümünü incelemektedir. Arşiv planları, politika belgeleri ve mekânsal analizlerden faydalanan çalışma, standartlaştırılmış konut tipolojileri, mikro bölge temelli bölgeleme ve kolektif altyapı gibi sosyalist dönem planlama ilkelerinin kentin kentsel morfolojisini nasıl şekillendirmeye devam ettiğini araştırıyor. Kentsel mozaik yaklaşımıyla çerçevelenen araştırma, yol bağımlılığının ve kurumsal parçalanmanın kalıcı etkisini vurgulamaktadır. Bulgular, liberal planlama araçları ve görsel iyileştirmeler yoluyla modernleşme girişimlerine rağmen, sosyalizm sonrası müdahalelerin genellikle mekânsal parçalanmayı şiddetlendirdiğini ve yapısal mirasları göz ardı ettiğini göstermektedir. Çalışma, geçiş dönemindeki kentsel bağlamlarda dönüşümün tarihsel temelli bir analizini sunarak eleştirel kent teorisine katkıda bulunmakta ve miras alınan mekânsal yapıları çağdaş yönetişim sorunlarıyla bütünleştiren bir planlama paradigması çağrısında bulunmaktadır.
</description>
<pubDate>Fri, 25 Jul 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6945</guid>
<dc:date>2025-07-25T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
