<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><feed xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<title>SRTC 2025, Vol 3, No 1</title>
<link href="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6765" rel="alternate"/>
<subtitle>SRTC 2025, Vol 3, No 1 koleksiyonunu içerir.</subtitle>
<id>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6765</id>
<updated>2026-04-08T20:34:43Z</updated>
<dc:date>2026-04-08T20:34:43Z</dc:date>
<entry>
<title>John R. Allen, Frederick Ben Hodges, and Julian Lindley-French. Future War and the Defence of Europe (Oxford University Press, 2021, 362 pp.)</title>
<link href="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6770" rel="alternate"/>
<author>
<name>Parlak, Fatmanur</name>
</author>
<id>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6770</id>
<updated>2025-05-08T10:40:02Z</updated>
<published>2025-04-30T00:00:00Z</published>
<summary type="text">John R. Allen, Frederick Ben Hodges, and Julian Lindley-French. Future War and the Defence of Europe (Oxford University Press, 2021, 362 pp.)
Parlak, Fatmanur
[No abstract available]
</summary>
<dc:date>2025-04-30T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>A qualitative study of women employees in banking regarding the context of gender inequality and the glass ceiling syndrome</title>
<link href="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6769" rel="alternate"/>
<author>
<name>Dönmez, Sena</name>
</author>
<author>
<name>Tuncay Çelikel, Aslı</name>
</author>
<id>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6769</id>
<updated>2025-05-08T10:05:07Z</updated>
<published>2025-04-30T00:00:00Z</published>
<summary type="text">A qualitative study of women employees in banking regarding the context of gender inequality and the glass ceiling syndrome
Dönmez, Sena; Tuncay Çelikel, Aslı
In this research, we aim to address the glass ceiling syndrome arising from inequalities in business due to individual and environmental pressures, focusing on understanding the barriers women employees face in advancing their careers. The theoretical framework is based on theories that explain gender dynamics, including gender role conformity, human capital, statistical discrimination, career ladder barriers, social exclusion, social closure, and gendered organizations. Mismatched preferences, conflict, boundary management, attribution biases, stereotypes, feminist approaches, and capability-based theories also support this framework. A country-specific analysis was conducted by examining the history of women’s labor force participation. Using convenience sampling, in-depth interviews were conducted with 20 white-collar female bank employees across 16 banks. Content analysis was used to explore the perceptions of female employees regarding the glass ceiling in the sector. The primary challenges hindering women’s advancement include stereotypical perceptions, sticky floors rooted in social roles, mismatched aspirations, ageism, communication conflicts, managerial biases based on marital status, and discomfort in the workplace. Future-oriented solutions are provided by exploring root causes. Managers must recognize that motherhood does not inherently impede women’s Professional capabilities. Comprehensive training and awareness programs are crucial for management and female employees to address the sticky floor phenomenon.; Bu araştırma, iş hayatında bireysel ve çevresel baskılardan kaynaklanan cinsiyet eşitsizliklerden ortaya çıkan cam tavan sendromuna odaklanarak, kadın çalışanların kariyerlerinde ilerlerken karşılaştıkları engelleri anlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın kuramsal altyapısı, toplumsal cinsiyet rolü uyumu, insan sermayesi, istatistiksel ayrımcılık, kariyer basamağı engelleri, sosyal dışlanma, sosyal kapanış, cinsiyetlendirilmiş örgütlenme gibi toplumsal cinsiyet dinamiklerini anlamamızı sağlayan çeşitli teorilere dayanmaktadır. Eşleşmeyen tercihler, çatışma, sınır yönetimi, atfetme yanlılıkları, stereotipler, feminist yaklaşımlar ve yetenek odaklı kuramlar da bu altyapıyı desteklemektedir. Geçmişten günümüze kadın işgücünün analizi yapılarak, cam tavan kavramının ülke bazında analizi yapılmıştır. Kolayda örnekleme metodu ile 16 bankada 20 beyaz yakalı kadın bankacı çalışanla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kadın çalışanların sektördeki cam tavana ilişkin algıları üzerine içerik analizi yapılmıştır. Araştırma analizine göre, sektörde kadınların ilerlemesini engelleyen temel sorunlar, kalıplaşmış stereotip algısı ve toplumsal rollerden kaynaklanan yapışkan zeminler, eşleşmeyen tercihler ve yaş ayrımcılığı ile birleşerek iletişim çatışmalarına, yöneticilerin evlilik durumuna göre sergilediği önyargılara ve kadınların konfor eksikliğine yol açmaktadır. Türkiye’de kadın çalışanların karşılaştıkları zorlukların kökenlerini araştırarak, gelecek odaklı çözümler sunulmaktadır. Yöneticiler, anneliğin kadınların profesyonel yeteneklerini engellemediğini kabul etmelidir. Hem kadın çalışanlar hem de yöneticiler, “yapışkan zemin” olgusunu tanımlama ve ele alma konusunda donanımlı olmalıdır. Kapsamlı eğitim ve farkındalık programlarının sağlanması büyük önem taşımaktadır.
</summary>
<dc:date>2025-04-30T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>İktisadi büyümeyi doğadan ilham alan teknolojiler ile yeniden düşünmek: biyomimikri, yapay zekâ ve döngüsel ekonomi</title>
<link href="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6768" rel="alternate"/>
<author>
<name>Taşbaşı, Aslı</name>
</author>
<id>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6768</id>
<updated>2025-05-08T09:28:35Z</updated>
<published>2025-04-30T00:00:00Z</published>
<summary type="text">İktisadi büyümeyi doğadan ilham alan teknolojiler ile yeniden düşünmek: biyomimikri, yapay zekâ ve döngüsel ekonomi
Taşbaşı, Aslı
Üretim ve tüketim artışına dayalı anaakım iktisadi büyüme modelleri, küresel ölçekte çevresel tahribatı ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmiş; piyasa odaklı reçeteler ise bu sorunlara etkili çözümler üretememiştir. Bu çalışma, ekolojik iktisadın kuramsal temellerinden hareketle, biyomimikri ve döngüsel ekonomiyi büyümeyi yeniden tanımlayabilecek dönüştürücü unsurlar olarak ele almakta; gezegenin sınırlarını gözeten, teknolojik ilerleme ve toplumsal refahı önceleyen alternatif bir paradigma önermektedir. Yapay zekânın bu dönüşümdeki belirleyici rolüne dikkat çeken çalışmada, biyomimetik teknolojilerin kısa vadeli kâr maksimizasyonu yerine sürdürülebilirlik ve toplumsal refah ilkeleri doğrultusunda uygulanması gerektiği savunulmaktadır. Bu bağlamda, seçili iktisadi süreçlere ilişkin olarak miselyum ağları ve protoplazmaların yapısal ve işlevsel özelliklerinden esinle, yapay zekâ destekli görsel temsiller geliştirilmiştir. Söz konusu yöntem, hem biyomimetik-analojik eşleştirme yaklaşımıyla, hem de iktisadi sistemlere ilişkin çok katmanlı görsel temsil üretimiyle literatürde özgün bir ilk olma niteliği taşımaktadır.; Mainstream economic growth models centered on increased production and consumption have intensified environmental degradation and social inequalities on a global scale, while market-oriented prescriptions have failed to offer effective solutions to these issues. This study, grounded in the theoretical foundations of ecological economics, approaches biomimicry and the circular economy as transformative elements capable of redefining growth and proposes an alternative paradigm that prioritizes technological progress and social welfare while remaining within planetary boundaries. Emphasizing the pivotal role of artificial intelligence (AI) in this transformation, the study argues that biomimetic technologies should be implemented not with a focus on short-term profit maximization, but in line with the principles of sustainability and social welfare. In this context, AI-assisted visual representations have been developed for selected economic processes, drawing inspiration from the structural and functional properties of mycelial networks and protoplasmic forms. This method constitutes a novel contribution to the literature, both through its biomimetic-analogical matching approach and its capacity to produce multi-layered visual representations of economic systems.
</summary>
<dc:date>2025-04-30T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>The development and the policies of health systems in Türkiye and Saudi Arabia: a comparative study (1960-2020)</title>
<link href="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6767" rel="alternate"/>
<author>
<name>Alekhwan, Tasnim</name>
</author>
<id>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/6767</id>
<updated>2025-05-08T07:54:35Z</updated>
<published>2025-04-30T00:00:00Z</published>
<summary type="text">The development and the policies of health systems in Türkiye and Saudi Arabia: a comparative study (1960-2020)
Alekhwan, Tasnim
This study sought to compare Saudi Arabia's and Türkiye's health systems from 1960 to 2020. A comparative approach was used, using historical data, such as demographic information, life expectancy, infant mortality rate, urban and rural population, and the number of health professionals and individuals per health professional. The budgets of the Ministry of Health were also reviewed. The state budget, gross domestic product, the number of hospitals and beds, and their distribution between each country's private and public sectors are also analyzed. The study reached several conclusions, including that Türkiye and Saudi Arabia have made major changes in health care to make it better and more accessible over the past 60 years. The way health care is paid for differs, as Türkiye has a universal system, and Saudi Arabia uses public and private insurance. Access to health care services has become easier now in both countries, but there are still problems in obtaining affordable and available treatment. Improving the quality of health care and maintaining patient safety are important focuses in both countries. They are investing in new infrastructure and technology. Health care systems in Türkiye and Saudi Arabia have their unique characteristics.; Bu çalışma, Suudi Arabistan ve Türkiye'nin sağlık sistemlerini 1960'tan 2020'ye kadar karşılaştırmayı amaçlamıştır. Tarihsel veriler kullanılarak karşılaştırmalı bir yaklaşım benimsenmiştir; bu veriler arasında demografik bilgiler, yaşam beklentisi, bebek ölüm oranı, kentsel ve kırsal nüfus, sağlık profesyonellerinin sayısı ve her sağlık profesyoneline düşen birey sayısı yer almaktadır. Sağlık Bakanlıklarının bütçeleri de incelenmiştir. Devlet bütçesi, gayri safi yurtiçi hasıla, hastane ve yatak sayısı ile her iki ülkedeki özel ve kamu sektörleri arasındaki dağılımları da değerlendirilmiştir. Çalışma, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın son 60 yılda sağlık hizmetlerini daha iyi ve daha erişilebilir hale getirmek için önemli değişiklikler yaptığını ortaya koymuştur. Sağlık hizmetlerinin ödeme şekli farklılık göstermektedir; Türkiye evrensel bir sisteme sahipken, Suudi Arabistan kamu ve özel sigorta kullanmaktadır. Her iki ülkede de sağlık hizmetlerine erişim artık daha kolay hale gelmiş olsa da, uygun fiyatlı ve ulaşılabilir tedavi alma konusunda hâlâ sorunlar bulunmaktadır. Sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hasta güvenliğini sağlamak, her iki ülkede de önemli odak noktalarıdır. Yeni altyapı ve teknolojiye yatırım yapmaktadırlar. Türkiye ve Suudi Arabistan'daki sağlık hizmeti sistemleri kendilerine özgü özelliklere sahiptir. Yüksek kaliteli, uygun fiyatlı sağlık hizmeti sunma konusunda zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
</summary>
<dc:date>2025-04-30T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
